Eklenme Tarihi: 25/11/2009
Kategori: saglik
Erkekler Hastalanınca Çareyi Kimde Arar
Eczacıbaşı İlaç Pazarlama’nın bir ürünü için yaptırdığı pazar araştırması, Türk erkeklerinin hastalanınca en çok annelerine danıştıklarını ortaya koydu.
Eczacıbaşı İlaç Pazarlama’dan yapılan yazılı açıklamaya göre, üşütmenin belirtileri ilk ortaya çıktığı anda kullanıldığında yatağa düşmeyi engelleyen ürün için yaptırılan pazar araştırmasında, soğuk algınlığı durumunda kadın ve erkeklerin neler yaptığı irdelendi.
Araştırmaya göre, erkekler üşüttüklerinde ilk çareyi annelerinde arıyor, mümkün olduğunca ilaç kullanmayıp rahatsızlığı geçirecek kolay yöntemler bulmaya çalışıyor.
Erkeklerin hastalık sırasında doktora danışma eğilimi de kadınlara oranla daha düşük. Ayrıca, araştırmaya göre kadınlar erkeklere oranla hastalıkla ilgili aileye ve tanıdığa danışmak yerine kendileri karar vermeyi tercih ediyor.
Araştırmanın bir diğer ilginç sonucu da kadın ve erkeklerin soğuk algınlığına yakalanmadan önce ve yakalandıktan sonra çareyi portakal, greyfurt, limon gibi doğal ürünlerde aradığını göstermesi oldu.
Ancak kadınlarda bu oran daha yüksek, erkeklerse doğal çözümlere pek fazla rağbet etmiyor.
Araştırmaya göre erkekler soğuk algınlığı rahatsızlığını kadınlara göre daha çok abartıyor.
Kadınların yüzde 75′i, erkeklerin ise yüzde 37’si diğer cinsin hastalığı kendilerinden daha fazla abarttığını düşünüyor.
Araştırmadan çıkan bir başka ilginç sonuç ise erkeklerin kadınlara göre soğuk algınlığı sırasında kendilerini daha fazla asabi-gergin hissettiklerini söylemesi oldu.
Soğuk algınlığı sırasında hem kadınlar, hem de erkekler günlük aktivitelerine ara veriyor.
AA
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
Eklenme Tarihi: 25/11/2009
Kategori: saglik
Horlama-Horlama Hastalığı
Kişi için sosyal bir sorun haline gelebilen horlamayı kesmek için ne yapmak gerekir?
Anadolu Sağlık Merkezi (ASM) Kulak Burun Boğaz Uzmanı Op. Dr. Murat Şirin, dokuz pratik öneriyle horlamayı önlemenin yollarını anlatıyor.
Eğer horlamanız eşinizi ve çevrenizdekileri rahatsız ediyorsa, aşağıdaki yöntemleri deneyebilirsiniz:
- Yatmadan üç saat öncesine kadar ağır yemek ve alkolden kaçının. Yatmadan önce ağır yemek yemek boğaz kaslarının normalden daha da gevşemesine yol açar ve bu durum horlamayan bir insanın dahi horlamasına yol açabilir.
- Yatmadan önce sakinleştirici ve antihistamin almaktan kaçının. Bu ilaçlar da boyun kaslarına baskı yapar ve horlamaya neden olabilir.
- Eğer kiloluysanız kilo verin. Fazla kilonun neden horlamaya yol açtığı bilinmiyor. Boğaz etrafındaki yapılarda yağ artışına bağlanabilir ki bu da nefes aldığınız hava geçitlerinin boyutunu küçültür.
- Sırt üstü yatmaktan kaçının. Dil geri düştüğü ve hava yollarının üzerine baskı yaptığı için pozisyon horlamaya yol açabilir. Yüzüstü veya yan yatarak uyumak tercih edilebilir. Ancak ağır horlayanlar için yatış pozisyonunun bir etkisi yoktur, horlama her pozisyonda devam edebilir.
- Tenis topu tedavisini deneyin. Yatağa girmeden önce içinde tenis topu olan bir bel çantası takın ve sırtınızın boşluğuna getirin. Alternatif olarak pijamalarınızın arkasına bir tenis topu da yapıştırabilirsiniz. Katlanmış bir çift çorap da işinizi görebilir. Her sırtüstü döndüğünüzde rahatsız olup yan yatarsınız.
- Yatağınızın baş kısmını yukarı doğru eğimli hale getirin. Yatağın baş kısmındaki ayaklarının altına kitap ya da tuğla koyabilirsiniz. Bu kronik horlamayı düzeltmeye yardımcı olabilir.
- Geniz tıkanmasına yol açan üst solunum sorunları ve allerjiler için bir hekime başvurun. Allerjiler ve soğuk algınlıklarından doğan tıkanmalar, hava geçitlerinin daralmasına yol açar. Hava dar bir yoldan geçtiğinde daha türbülanslıdır ve gırtlak dokularının titreşmesine yol açar. Eğer soğuk algınlığından dolayı burnunuz tıkanıksa, bu durumu gideren ilaç kullanın.
- Yatak odanızda temiz hava akışı olduğundan emin olun. Oda sıcak ve kuruysa burun geçitleri uyku sırasında tıkanır ve bu genellikle horlamaya yol açar. Pencerelerinizi açık tutun ve gerekirse genzinizi nemli tutmak için nemlendirici kullanın.
- Eğer sigara içiyorsanız, bırakın. Sigara içmek birçok ölümcül sağlık sorunlarıyla birlikte iltihaplanma, gırtlak tümörü, bronş tıkanması ve mukus birikmesine yol açan tahriş edici bir etkiye sahiptir ve tüm bunlar horlamayı arttırır.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
Eklenme Tarihi: 25/11/2009
Kategori: saglik
Tetanoz-Tetanoz Nedir?
Bulaşıcı bir hastalık. Etmeni, çoklukta toprakta, tozda, yerlerde, at gübrelerinin bulunduğu gübreliklerde yaşar. El ya da ayaklarda bulunan herhangi bir kesik yerinden vücuda giren mikrop, aradan bir ay geçtikten sonra, etkilerini göstermeğe başlar. Hastada halsizlik ve titreme görülür. Çok geçmeden hastanın vücudu kaskatı bir durum alır. Tetanoz hastalığı, çoklukla ölümle sonuçlanan tehlikeli hastalıklardan biridir.
Korunmak, mikrobun bulunduğu yerlerde yara almamak ya da yaralı olan yerlere, bu pis yerlerdeki mikropların bulaşmaması şartlarını yerine getirmekle olur. Her hangi bir şüphe karşısında, tetanoz serumu yaptırmak gereklidir.
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
Eklenme Tarihi: 25/11/2009
Kategori: saglik
Mercimek GDO 'LU
Genetiği değiştirilmiş organizma içeren gıda ürünlerinin tespiti için numuneler birbiri ardına laboratuvarlara gönderilirken, analiz sonuçları da ortaya çıkmaya başladı. Son analizlerde Toblerone çikolatasında GDO tespit edilmedi, Kanada menşeili kırmızı mercimek ise GDO’lu çıktı
Genetiği Değiştirilmiş Organizma (GDO) içeren ürünlerle ilgili tebliğ sonrası başlatılan analizlerden ilk sonuçlar gelmeye başladı. İlk 20 analizden 8’i GDO’lu çıkarken, dün de kırmızı mercimekte GDO tespit edildi. Tarım Bakanı Mehdi Eker, “GDO sadece 4 üründe, mısır, soya, kanola ve pamukta kullanılıyor” demişti. Son analiz sonuçlarına göre Türkiye’ye ithal edilen Toblerone marka çikolatalarda ise GDO’ya rastlanmadı.
Kadana’dan geldi
GDO’lu kırmızı mercimeğe Adana laboratuvarında yapılan analizlerde rastlandı. Kanada’dan gelen gemilerden alınan numunelerde, bu ülkeden ithalat yapan iki firmanın mercimeği temiz çıkarken, iki firmanın ithal ettiği mercimekte ise GDO tespit edildi. Bu ürünlerin Türkiye’ye sokulmasına izin verilmezken, ithal edilen şirket de yönetmelik uyarınca ’riskli firmalar’ istesine konuldu.
Limanlarda yer yok
Bu arada Mersin başta olmak üzere pek çok limanda gemi yanaşacak yer kalmadı. Analiz sonuçlarını bekleyen ürünlerin olduğu gemilerin yarattığı yoğunluk ciddi sıkıntı yaratırken, ithalatçı şirketler ise analiz süresinin uzamasından ve 1.300 TL’den başlayan analiz maliyetlerinden yakınıyor. Halen GDO analizi Bursa, Adana ve Ankara’da bulunan 3 kamu laboratuvarında yapılıyor. Özel laboratuvarların analiz için akreditasyon başvurusu yaptığına dair haberimizle ilgili ise talebimize karşın Tarım Bakanlığı’ndan yapılmış herhangi bir açıklama bulunmuyor.
GDO’LU MERCİMEK DAHA İRİ TANELİ OLUYOR
Türkiye’de üretilende GDO yok, rekabet artık adil oldu
En büyük kuru bakliyat firmalarından Reis’in Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, kendilerinin tamamen yerli üretim bakliyat kullandıklarını, bu nedenle ürünlerinde GDO olma olasılığının bulunmadığını söyledi. “Türkiye’de üretilen pirinçte, mercimekte GDO yok, bunlar asırlardır bizim topraklarımızda üretilen ürünler” diyen Reis, ithal edilen GDO’lu mercimeğin boyutundan belli olduğunu, daha iri taneli ve farklı lezzette olduğunu belirtti.
Reis şöyle konuştu: “Bundan önce GDO’lu ürünler rahatça ülkemize giriyordu. GDO savunucuları ’açlığı azaltacak’ diyor ama GDO kullanımı tamamen maliyetleri düşürmeye yöneliktir ve insanoğluna yöneltilmiş en büyük silahtır. Biz doğal üretim yaptığımız için GDO’lu üretimle rekabette zorlanıyorduk. O nedenle bu yönetmelikle en azından GDO’nun tartışılmaya başlanmasını bile olumlu buluyorum.”
Kaynak: gazetevatan.com
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
Eklenme Tarihi: 25/11/2009
Kategori: saglik
Domuz Gribi Basit Önlemler-Domuz Gribi
DOMUZ GRİBİ’nden korunmak için basit fakat etkili önlemler.
Aşağıda okuyacağınız önlemler Dr.Vinay Goyal tarafından herkesin
yararlanabilmesi için yayınlanmıştır.
Dr.Vinay Goyal: Yoğun bakım ve Tiroit uzmanıdır. MBBS, DRM DNB.
20 yıldan fazla klinik tecrübesi vardır.
Hinduja Hastanesi, Bombay hastanesi, Saife Hastanesi, Tata Memorial
hastanesi gibi önemli kurumlarda görev yapmıştır.
Şu anda Malad’da, Riddhiviayak Cardiac and Critical center’da Nükleer ilaç
departmanı ve tiroit klinikleri şefi olarak görev yapmaktadır.
Mikrobun vücuda giriş noktaları yalnızca burun delikleri, ağız ve boğaz
yoluyla olmaktadır. Çok bulaşıcı bir yapıya sahip olmasından dolayı her
türlü önleme karşı H1N1 virüsüyle temas etmekten kaçınmak veya korunmak
imkânsızdır. H1N1 virüsüyle temas etmek virüsün vücutta çoğalması kadar
önemli değildir.
Sağlığınız yerinde ve H1N1 hastalık belirtileri göstermiyorken virüsün
vücutta üremesini, belirtilerin daha da şiddetlenmesini ve ikincil
enfeksiyonların gelişmesini önlemek için dikkatimizi N95 veya tamiflu gibi
ilaçları stoklamaya vermek yerine çoğu bildirgelerde bahsedilmeyen bazı çok
basit önlemleri uygulayabiliriz.
1. Ellerin sıklıkla yıkanması ( Bütün bildirgelerde bahsedilmiştir)
2. “Hands-off-the-face” “Ellerinizle yüzünüze dokunmayın” yaklaşımı.
Yemek, banyo ve yara bakımı gibi zorunluluklar dışında yüzünüzün herhangi
bir yerine dokunmaktan kaçınınız.
3. Ilık tuzlu suyla günde iki kere gargara yapınız( tuza
güvenmiyorsanız listerin kullanınız). H1N1 ‘in boğaz ve burun
boşluklarında çoğalıp enfeksiyona sebep olarak karakteristik belirtileri
göstermesi için 2 -3 güne ihtiyacı vardır. Sağlıklı bir kişinin ılık,
tuzlu suyla gargara yapmasının etkisi hastalığa yakalanmış olan bir kişinin
tamiflu kullanması ile aynıdır. Bu basit ucuz fakat güçlü önleyici yöntemi
küçümsemeyiniz.
4. Yukarıdaki 3. Öleme benzer olarak; Burnunuzun içini en az günde bir
kere ılık tuzlu suyla temizleyiniz. *Günde bir kere burnunuzu sümkürün ve
sonra ılık tuzlu suya batırılmış pamuk tamponlarla silerek temizleyiniz. Bu
yolla burnunuzda bulunak virüs sayısını etkili bir şekilde azaltmış
olursunuz.
5. Narenciye suları gibi C vitamin bakımından zengin olan yiyecekler
kullanarak doğal bağışıklığınızı güçlendiriniz. Eğer ilave olarak C vitamin
kullanmak zorunda iseniz emilimi artırmak için mutlaka Çinko ile birlikte
alınız.
6. Bitkisel çaylar, çay, kahve gibi sıcak veya ılık içeceklerden
içebildiğiniz kadar çok içiniz. * Sıcak içecekler içmek gargara yapmakla
aynı etkiye sahiptir fakat ters yöne doğru. Sıcak içecekler virüsleri
yaşamaları mümkün olmayan ortama sahip olan mideye doğru yıkayarak
götürürler. H1 N1 virüsü mide’de çoğalamaz, herhangi bir zarar veremez ve
hayatiyetını devam ettiremez.
Herkesin faydalanabilmesi için bu bilgiyi lütfen e-mail listenizde bulunan
herkese iletiniz.
Sağlıklı günler dileğiyle.
Dr.Vinay Goyal
Yorum (yok)
Yorum yaz!
Kalıcı Bağlantı
« Önceki -
|


Hamilelikte Kilo Alımı
